Wednesday, 10 August 2011

İngiltere’deki Siyah Öfke ve Etnik Adaletsizlik


Hasan Uşak

4 Ağustos günü siyahî toplum, Türkiyeli toplumlar ve çok sayıda etnik toplumun yaşadığı Kuzey Londra’daki Tottenham bölgesinde resmi olarak henüz açıklanmayan bir nedenle 4 çocuk babası Mark Duggan polis tarafından vurularak öldürüldü. Olaydan iki gün sonra Tottenham Polis Karakolu’nun önünde toplanan çoğu siyahî topluma mensup 300’u aşkın bir grup Duggan’ın öldürülmesini protesto ettiler ve “adalet istiyoruz” diye sloganlar attılar.


Aralarından Mark Duggan’ın ailesinin de bulunduğu grup yaklaşık 4 saatlik protestoları sonucunda polisten olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadılar. Bunun üzerine protestocu grubu temsilen 16 yaşındaki bir kız karakola giderek Duggan’ın neden öldürüldüğüne dair açıklama istediklerini söyledi ancak bu genç kızın polisin fiziki saldırısına maruz kalması kısa bir sürede İngiltere geneline yayılacak olan bir isyanın tetikleyicisi oldu.

6 Ağustos Cumartesi günü harekete geçen öfkeli topluluk polis karakolu, polis araçları ve bir toplu taşıma otobüsünü ateşe verdiler. Kısa sürede bir ayaklanmaya dönüşen protesto siyahî toplum ve diğer etnik toplumların yoğun yaşadığı Londra’nın Haringey, Hackney, İslington, Brixton, Lewisham ve diğer bölgelerine yayıldı. İsyan üçüncü gününde Londra sınırlarını taşarak başta Birmingham, Nottingham, Manchester şehirleri olmak üzere yayıldı ve yaşadıkları mahalleleri korumak isteyen 3 kişi hayatını kaybetti çok sayıda iş yeri tahrip edildi, yakıldı ve yağmalandı.

Haklı bir protesto olarak başlayan isyan kısa sürede bir yağmalama, hırsızlık ve kontrolsüz davranışlara dönüştü. Çoğunluğu siyahî gençlerden oluşan gruplar rastgele iş yerlerine saldırdılar, yağmaladılar, hırsızlık yaptılar, araçları ateşe verdiler ve iş yerlerini korumak isteyen esnaflarla çatıştılar.

Tottenham bölgesinin İşçi Partili Milletvekili David Lammy yaptığı açıklamada isyancıların toplumu temsil etmediklerini, çapulcular olduklarını söyledi.

4 Ağustos günü yapılan protesto dışında isyanın ya da yağmalamaların savunulacak hiçbir yanı yoktur ama bu olayların nedenlerini sorgulamak gerekiyor.

İngiltere güçlü ekonomisi ve demokratikliği ile daha çok bilinir ancak bu ekonomi ve güçlü demokrasiden toplumun her kesimi eşit oranda yararlanamıyor. Başta siyahî toplum ve Asyalı toplumlar olmak üzere etnik grupların hepsi ayrımcılığa ve adaletsizliğe maruz kalıyorlar.

Geçtiğimiz aylarda the Guardian gazetesinin yayınladığı resmi istatistiklere göre Asyalılar 42 kez daha fazla polis tarafından durduruluyor, kimlik kontrolü yapılıyor ve üst-baş aramasından geçiriliyorlar.

Terörle mücadele yasasının polise verdiği “Stop and check” (Durdur ve Kontrol et) yetkisinin kullanılması etnik toplumların nasıl bir adaletsizliğe maruz kaldıklarını en iyi gösteren uygulamalardan sadece biri.

Polisin ciddi bir şüphe olmadan bireysel yargısına göre durdurup kontrol ettiği kişilerin yüzde 19’ beyaz, yüzde 41’i Asyalı, yüzde 10’u siyah ve yüzde 30’unu da Orta Doğulular, Çinliler ve diğerleri oluşturuyor.

Asyalılar İngiltere nüfusunun yüzde 5’ini, siyahlar yüzde 3’ünü, diğerleri (Ortadoğu ve Çin dâhil) yüzde 1’ini ve beyazlar yüzde 91’ini oluşturuyor.

İngiltere’de yaşayan Müslümanlar the Guardian gazetesine gönderdikleri yazılı bir açıklamada polisin ve istihbarat servisi MI5 in yetkililerini yanlış kullandıkları ve bazı insanların ajan olması için baskı uyguladıklarını iddia ettiler. 

Londra’da yaşayan Kürtlerden bazıları bir süre önce MI5 görevlilerince tehdit edilmiş ve siyasi faaliyetlere katılmamaları yönünde uyarılmışlardı. Bunun üzerine Kürt toplumu kitlesel bir yürüyüş yaparak istihbarat örgütünün baskısını kınamıştı.

Bu ve diğer ayrımcılık ve adaletsizliklere Koalisyon Hükümetinin sosyal servislerde yaptığı kesintiler eklenince özellikle siyahî toplumda olan öfke daha da büyüdü. İngiltere’de yaşayan birçok etnik grup kendilerini yabancı olarak görürken siyahî toplum İngiltere’nin köle ticareti ve köleleri ülkenin kalkınmasında yoğun olarak kullandığı nedeniyle kendilerini ülkenin sahibi olarak görüyorlar.

Bugün yaşadığımız isyan ve yağmalamalar etnik adaletsizlik, ayrımcılık politikaları, fırsat eşitsizliği, yetersiz eğitim imkânı vb politikaların yarattığı öfkenin patlaması sonucudur.

En son 1985 yılında yaşanan isyan hareketi ve daha öncekiler yine benzer bir olaylardan hareketle ortaya çıkmış ve kısa sürede başta başkent Londra olmak üzere ülkeye hızla yayılmıştı.




1 comment:

  1. Türk toplumu vardır, Türkiyeli toplumlar dediğiniz an bu ülkeyi paramparça edip Ortadoğu bataklığına sürüklemiş olursunuz.Sen Sunnisin sen şiisin vs. diye kardeşin kardeşe düşürüldüğü Ortadoğu ülkeleri gibi değiliz biz. Biz kökeni ne olursa olsun herkesin Türk sayıldığı bir milletiz.Yahudi asıllı bir Türk özgürce gider Sinagoguna ibadetini eder, yasalar karşısında herkesle eşittir ve Türk sayılır. Türk sayılmak kucaklayıcıdır, sen Yahudisin Türk değilsin demek o kişiyi dışlamaktır. Millet olmayı başaran Türk halkını ayrıştırmaya KALKMAYIN!!!

    ReplyDelete