Saturday, 12 February 2011

'Mısır'ın sona ermemiş devrimi'


8 Şubat Salı günü, yani Mısır'daki protestoların 15. gününde, Tahrir Meydanı'nda yine yüzbinlerce kişinin toplanması, ülkedeki Mübarek karşıtı protesto hareketinin artık yorulmaya başladığı iddiasının doğru olmadığını gözler önüne serdi.
Eylemlere katılan büyük kalabalıklar, gitmesi için Mübarek üzerindeki baskıyı artırıyor.
Read More
Meydanda Ziyad Elalaiv'le konuşuyorum. Ziyad, ülkedeki yolsuzluktan, şiddetten ve ekonomik durgunluktan usanmış olan Mısırlılardan biri.
25 Ocak'taki ilk protestoyu örgütlerken, bir önceki hafta Tunus'ta yaşananlardan ilham aldıklarını söylüyor. "Belki biz de aynısı yapabiliriz." diye düşünmüşler.
Ziyad protestonun beş dakika içinde dağıtılacağını düşündüklerini, tutuklanacaklarını sandıklarını gizlemiyor.
Ancak öyle olmuyor, beklenenden çok daha büyük gösteriler rejimi sarsacak bir hareketliliğe yol açıyor.
FARKLI BİR ÜLKE
Cumhurbaşkanı Mübarek'in iktidarının hiçbir şekilde sorgulanmadığı bu yılın başına kıyasla Mısır şimdi bambaşka bir ülke.
2010 yılının sonunda yapılan genel seçimlerde, iktidardaki Ulusal Demokrasi Partisi sandığa fütursuzca hile karıştırmaktan çekinmemişti.
Mübarek, oğlu Cemal'i cumhurbaşkanlığına hazırlasa da, bir dönem daha görevde kalma olasılığını açık tutuyordu.
Fakat şimdi, iki hafta süren protesto eylemlerinin ardından, Eylül ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimine katılmayacağını ve oğlu Cemal'ın halefi olmayacağını açıkladı.
Rejim yavaşça ve ayak direyerek de olsa, reformdan bahsetmeye başladı.
Muhalefet de Tahrir Meydanı'ndaki direnişini sürdürüyor.
Yasaklanmış olan Müslüman Kardeşler, hükümetle resmen müzakere masasındalar.
Kahire'de bazı dükkanların açıldığına, trafiğin de yine yoğunlaştığına bakarak hayatın normale dönmeye başladığını söyleyen bazı Batılı gözlemciler ise, durumu hafife alıyorlar.
Tanklar hala sokaklarda ve şehrin ana meydanı protestocular tarafından işgal edilmiş durumda.
KARARLI VE UZUN SOLUKLU OLMA SINAVI
Devlet Başkanı Mübarek'e karşı patlak veren protestolarla birlikte, iki hafta içinde ülkede yaşanan dönüşüm kimsenin hayal bile edemeyeceği boyutlarda ve daha birçok şeyin değişeceği kesin.
Ancak kurulu düzen çok güçlü ve kaybettiği mevzileri geri almaya çalışıyor.
Yaşanan mücadeleyi "kararlı ve uzun soluklu olma sınavı" olarak adlandırmak mümkün. Koşullar, protestocular için daha da zorlaşacak.
Mübarek ve yardımcısı Ömer Süleyman'ın, eski düzeni korumak için ellerinden geleni yaptıkları açık.
Daha şimdiden önemli bir başarı elde etmiş durumdalar. Kahire'deki sohbetlerimden elde ettiğim izlenim, birçok Mısırlının, Mübarek'in iktidarı hemen bırakması durumunda, ülkeye kaosun hakim olacağı şeklindeki, iktidarın yaydığı iddiayı, kabullenmiş olmaları.
Bu görüş, cumhurbaşkanının Eylül'de görevi bırakmasına sıcak bakan Mısırlılar içinden de işitiliyor.
Ancak bu insanların rejimin şiddetini şahsen yaşamamış kişiler olduğunu eklemek lazım.
Mübarek karşıtlarının iddiası ise, kaosu protestocuların değil, rejimin doğurduğu.
Ve cumhurbaşkanı ile yakın çevresinden kaynaklanan, "Eylül'de koltuğu devredeceği" de dâhil olmak üzere, hiçbir açıklamaya inanmama konusunda kararlılar.

BATI'NIN DURUŞU
Batılı diplomatlar, değişimin yavaşlığı konusunda rahatsız.
Mübarek'in, reformların kendi liderliği altında yapılmasının istikrarı bozmayacağı görüşünü sorduğum bir diplomat, bana kızıyor:
"Deli misiniz? Daha şimdiden Kahire kaos içinde. Ekonomi çöküyor. Son 20 yılda sağlanan tüm ekonomik gelişmeyi tehlikeye atıyorlar"
Ancak yine de, ABD ve Batılı müttefikleri açıkça çok fazla baskı yapmaktan kaçınıyorlar.
Obama'nın geçiş çağrısı, acili yetini yitirmiş durumda.
Bunun temel sebebi, ordunun tutumunu değiştirerek Tahrir Meydanı'nın kontrolünü sağlaması ve etrafını dikenli tellerle çevirmesi olabilir.
Bunun iki sonucu oldu: Mübarek karşıtları ilk kez gerçek anlamda koruma altındalar.
Aynı zamanda ordu kısmen de olsa düzeni sağlayabildi.
Dikenli tellerin ardındaki protestocuların rejime zarar verme ihtimalleri daha az ve meydana giren çıkan, ordu denetiminden geçiyor.
Örneğin benim gibi Mısır basın kartı taşımayan yabancı gazetecilerin meydana girişine izin verilmiyor.
SONA ERMEMİŞ DEVRİM
Mısır'da yaşanmakta olan henüz sona ermemiş bir devrim.
İleride tarihçiler bugünleri incelediklerinde, Mübarek'in tam olarak ne zaman koltuğu bıraktığıyla ilgilenmeyecekler.
Dikkatlerini çekecek nokta, dokunulmaz görünen baskıcı bir liderin halkın kararlılığıyla koltuğu bırakması olacak. Tabii eğer Mübarek gerçekten de giderse.
Devrimin başarısı ise Mısır'da kalıcı bir değişimin sağlanıp sağlanamayacağı ile ölçülecek.
Rejimin korunduğu ama isimlerin değiştiği bir Mısır değil, demokrasinin işlediği bir Mısır.
Eylül'deki seçimlerin çok büyük sınav olacağı ortada.
Jeremy Bowen
BBC Orta Doğu Editörü

No comments:

Post a Comment