Sunday, 20 February 2011

Güney Kürdistan’da Demokrasi ya da İktidar Mücadelesi


Hasan Uşak

Tunus’da bir kişinin kendisini yakması ile başlayan ve Mısır ile daha da alevlenen Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki isyan dalgasının neden Kürdistan’a sıçramadığı soruldu bazı kişilerce. 17 Şubat Perşembe günü Süleymaniye’de bazı olaylar oldu ve en az iki kişi hayatını kaybetti 50’den fazla kişi de yaralandı. Takip eden günlerde olaylar değişik çapta devam etti ve 19 Şubat Cumartesi günü 12 kişinin yaralandığını bölgedeki kaynaklardan öğreniyoruz.
Read More 
Güney Kürdistan’ın Süleymaniye şehrinde başlayan ve Hewler’e sıçrayan protestoların Tunus ve Mısır’dan etkilendikleri tartışma götürmez bir gerçektir. Ancak karakter olarak aynı oldukları tartışma götürür.

Resmi açıklamalarda farklı konuşsalar da son seçimlerde tepki oylarını toplayıp bir güç durumuna gelen Goran Partisinin bu gösterilerin arkasında olduğu artık bir sır değildir. Mısır’da olduğu gibi sosyal olayların bir veya birden çok merkezden yönetilmesi anlaşılırdır.

Güney Kürdistan’da iktidarı paylaşan KDP ve YNK’nin ağır bir baskı, anti demokratik, feodal ve aşiret usulü bir yönetim tarzını sergileye geldiler. Aşiretlerin elit kesimleri ve hükümet yetkililerinin çok ağır yolsuzluk yaptıkları ve bunun halkta büyük öfke yarattığını bir süredir bölgeden gelen haberler biliyoruz.

KDP Süleymaniye il başkanlığına saldırı ile başlayan olaylarda görüntülerden de rahatça görüleceği gibi insanlar aç olduklarını haykırıyorlar ve yozlaşmış yönetimin son bulmasını itiyorlar.
Mısırdan etkilenmiş bazı göstericiler ellerine “Barzani must go” (Barzani gitmeli) yazıları yazmışlar.

Burada hemen şunu kaydetmekte yarar var; hükümet KDP ve YNK’den oluşuyor. Bölgenin Başkanlığını KDP lideri Mesut Barzani yaparken, Başbakanlık görevini de YNK’li Berham Salip yapıyor.

Süleymaniye ki güvenilir bir kaynaktan aldığım bilgiye göre göstericiler “Yabancıları Süleymaniye’de istemiyoruz.. Bu şehir birimdir” diye slogan atıyorlar.   

Göstericilerin demokrasi taleplerinin yanı sıra bu tür taleplerinin de yapılan değerlendirmelerde göz önünde bulundurulmalıdır.

Daha sonra Hewler’e sıçrayan olaylarda da Goran Partisinin binasına saldırıldı.

Goran Partisi, değişim iddiasında olan yeni bir partidir. Bu parti değişimden, demokrasiden, özgürlükten gerçekten yana olan ve ona ekmek ve su gibi muhtaç olan kesimler tarafından kurulmadı.

Goran Partisinin kurucusu ve lideri Noşirvan Mustafa uzun yıllar YNK içinde Süleymaniye kanadını temsil etti. (YNK içindeki Hewler kanadı yıllar önce tasfiye edildi)  Goran Partisinin lideri mevcut iktidarı elinde tutan kesimlerle aynı düzeyde ve aynı kategoridendir. Başka bir deyimle aşiret liderleridirler. (Necmettin Erbakan ile Tayyip Erdoğan ikileminde olduğu gibi)

Goran Partisinin iktidarı tek başına ele geçirmek çabasında olduğu biliniyor. Bu bir siyasi partinin en doğal hakkıdır. Ancak Goran Partisinin mevcut iktidardan daha özgürlükçü ve demokratik bir sistem kuracağı tartışma konusudur.

Yaşadığımız bu çağda hiç kimse KDP ve YNK yapılanması ve yönetim biçimini benimsemez. Dünyanın başka yerinde var mıdır bilmem ama bir erkeğin bir den çok kadınla evlenmesi kanunlarla güvence altına alınmış, gazeteci Serdeşt Osman cinayeti aydınlatılmıyor ve daha gericiliğe ilişkin bir ton madde sıralanabilinir.

Eğer gösteriler bu noktalara yönelir ve daha demokratik ve özgürlükçü bir sistem hedeflenirse bunun herkes tarafından desteklenmesi lazım. Ancak devrim kokusundan çok Süleymaniye savunusunun koktuğu bu gösteriler üzerinde tartışılmayı zorunlu kılıyor.

Yalnız Güney Kürdistan için değil tüm Kürdistan için Kerkük hayati bir merkezdir. YNK’nın tavrında eleştirilecek yanlar olsa da KDP Kerkük konusunda taviz vermemek için çabalıyor.

Goran Partisinin Kerkük politikası nedir?

Konu ile yakından ilgili olan bazı kaynaklar daha gevşek bir politikası olduğunu söylüyorlar. Ve aynı kaynaklar Goran Partisinin Türkiye ve Bağdat tarafından desteklendiğini de iddia ediyorlar.

Yeniden bir Soran ve Behdinan çatışmasını hiçbir Kürt istemez. Bölgede yaşayan Kürtlerin silah taşıma geleneklerini düşünürsek çok kanlı olayların yaşanacağı sonucuna varıyoruz.

Orta doğuda demokrasi rüzgârları eserken bölünmüş Kürdistan’ı daha da bölmek değil ulusal çapta planlamalar yapmak daha hayırlıdır.


No comments:

Post a Comment