Sunday, 2 January 2011

Sanatçı Aydın Öztürk; “Üretkenlik İnsanın Benimsediği Yaşam Biçimi ile İlgilidir”



Hasan Uşak
İnternational Dance and Music Centre (IDMC) tarafından düzenlenen bir dizi etkinliğe katılmak için Londra’da bulunan şair ve sanatçı Aydın Öztürk çeşitli alanda faaliyet yürüten kurumları da ziyaret etti. Gençlerin kendi özünü yakalama çabalarından memnun olduğunu belirten Öztürk sanat ve yabancılaşma üzerine düşüncelerini bizimle paylaştı.

Read More

— Bir sanatçı ve şair olarak burada bulunuyorsunuz ve Kürtler ve Türklerin yaptıkları bazı sanatsal etkinlikler var bunları yakından izlediniz. Bu çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

İnsanların kendi köklerinin olduğu topraklara çok uzak olduğu bir yerde kendi köklerine doğru akan çabalarını görmek seni çok sevindiriyor. Buralar aynı zamanda insanların yoğun bir şekilde yabancılaşma ve yalnızlık yaşadıkları yerlerdir. Kendi kültüründen uzak, kendi değerlerinden, kendi topraklarından uzak olmaları zaten bir hasret acısı olarak yüreklerinde duruyor. Bu insanlar buradaki kültürle iletişim sağlayamadıkları zaman içlerindeki boşluk biraz daha büyüyor. Kırsal bölgelerden buraya gelenlerin karşılaştıkları başka sıkıntılar var. Hepsini üst üste koyduğumuzda eğer burada yaşam karşısında tutunma mücadelesi verilmezse, insanların o kanallara girmesi sağlanmazsa ve yeni kuşağın kendi değerleri ile buluşması öğretilmezse bir süre sonra giderek kendisinden uzaklaşan, yabancılaşan bir toplum olma noktasına geliriz. İnsanların burada bir yandan çetelerle, uyuşturucu ile ve sanal ortamın saçmalıkları ile karşı karşıya olduğunu da düşünecek olursak bu tür sanatsal çalışmaların ne kadar önemli olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Ben buradaki en küçük çabayı bile önemsiyorum.

— Sanatsal faaliyetler yürüten kurumları ziyaret ettiniz mi?

Ben bazı etkinliklere katılmak için geldim ama kurumlarımızın olduğu yerlere de gidiyorum ve gençlerle sohbet ediyorum. İnternational Dance ve Musik Centre çalışmalarını takip ediyorum. Burada bir grup genç eğitim alıyor ve bunların bir kısmi burada doğmuşlar. Kendi toprakları ile ilişkileri belki o kadar derin değildir. Bu gençlerin halk oyunlarında gösterdikleri çabaları gördüğümde çok mutlu oluyorum. Bu gençler, yaratıcı olma şansı yakalıyorlar ve belki buradan daha farklı yaratıcı eylemelere akma imkânı bulurlar. Gençler arasında bir dayanışma, arkadaşlık duygusu oluşuyor. Bu duygu onların ailelerini de etkiliyor ve onlarda çocuklarının keyfini paylaşıyorlar. Sonrasında başka kurumlarla iletişimin yolu açılıyor ve bu yarış insanların diğerleri ile tanışmaları ve dost olmalarını pekiştiriyor.

Türkiye’deki en büyük sorunlarımızdan biri muhalif konumunda olan solun bir araya gelememesidir. Bu çok derin bir sıkıntıdır. Ama burada bir yarışma için de olsa yan yana gelmeleri ve o yarışmada çok keyifli sonuçların çıkması ve bu sonuçlardan insanların büyük bir rahatsızlık duymaması bile çok önemlidir.

— Burada yapılan folklar çalışmaları ne kadar kendi özüne yakındır?

Figür, müzik, kompozisyon anlamında çok temel bir farklılık yok. Burada çok deneyimi hocalar var ve onlar işlerini iyi biliyorlar. Buradaki gençlerin bir kısmı oyunlardaki figürleri ve ritüelleri bazen anlamadan yapıyorlar. Mesela o oyun neyi anlatıyor, bir hareketin anlamı hakkında bazen bilgi sahibi oluyorlar ama bazen de sadece bir dans figürü olarak ele alıyorlar. Sonuç olarak bu gençlerin halk oyunlarındaki temel motivasyonlardan uzak olmadıklarını söyleyebilirim.


— Çok sayıda eseriniz var nasıl bu kadar üretken olabiliyorsunuz?

Üretkenlik insanın benimsediği yaşam biçimi ile ilgilidir. Hepimizin gençliğimizde herkesten gizlediğimiz defterlerimiz olurdu ve oraya kendimizce şiirler yazardık, etraflarına çiçekler çizerdik ama bunu genelde kimseye göstermezdik. Herkes bir anlamada hayata yazmakla başlıyor, ya şiir yazıyor, ya anı yazıyor ya günlük tutuyor ama sonra bu alanda kalmayı seçen insanlar için daha yoğun bir mücadele başlıyor. Benimim hayatımı kendi seyrine bırakan bir tavrım yoktur. Hep bir mücadele vardır. Zamanımın içini doldurmak, yaşadım diyebilmek için mücadelem hep vardır.

— Şiirlerinizde neyi işliyorsunuz?

Şiirlerimde hayat ile ilgili birçok ayrıntı vardır. Mücadele vardır, sevgi vardır, tutunma fikri de vardır. Hayat karşısında daha özgür olmayı anlatan düşünceler de vardır. Bir şiirin içine girmeyi hak eden her şey vardır.

— Siz ne tür çalışmalar yaptınız ve yapıyorsunuz?

Benim 18 tane yayınlanmış kitabım var. 9 tane CD var. Sözleri bana ait olan 300 kadar eser var. Kısa bir süre önce Aydın Öztürk Besteleri 2 diye bir albümüm çıktı. Yeni bir şiir kitabı hazırladım son bahara doğru yayınlanacak.

No comments:

Post a Comment