Wednesday, 1 September 2010

Zihniyet Devrimi Şart



Hasan Uşak

Kürt sorununa yönelik yaptığı akademik çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Doğu Ergil, sorunun çözümü için bir zihniyet devriminin gerekli olduğunu söyledi. Prof. Ergil, barış süreçleriyle ilgili bir toplantı için bulunduğu Londra’da sorularımızı yanıtladı. Uzun süredir yakından ilgilendiğiniz Kürt sorununun çözülmesinin önündeki asıl nedenler nelerdir?

- Birinci neden hala sorunun ne olduğunu tanımlayabilmiş değiliz. Tanımlayamadığınız da eğer bir sorunsa, nasıl ortadan kaldırılacağını ilişkin akıllı çıkarımlar yapamazsınız.
- İkincisi konuya tamamen ideolojik yaklaşmaktır. Yani ‘Biz ve Onlar’ tarzındadır. Biliyoruz ki milliyetçilik, karşılıklı birbirini bileyen bıçaklar gibi keskinleşir.
- Üçüncüsü sorunu çözmek için seçilmiş şiddet yöntemi, çok zaman, çok kaynak tükenmesine neden oldu. İnsanlar bunun sonunda kazanmak istiyorlar. Böyle olunca da çözüm zorlaştı.

Peki Kürt sorununu tanımlamak çok mu zor?Hayır. Meseleye ideolojik bakmak sorunun tanımlanmasını zorlaştırıyor.

Bunu kimler yapıyor?Ben resmi bir tanımlamadan bahsediyorum. Bu resmi tanımlamanın aktörleri bu şekilde tanımlıyorlar. Hepimiz değil de ‘Bizler ve Ötekiler’, olarak tanımlanınca, sorunluyu ortadan kaldırmakla meselenin hal edilebileceğine inandık. Ama böyle olmadı. Böyle olmadığı için de hem çözüm gecikti, hem de sorunun asıl nedenlerini anlamakta başarısız kaldık.

Son zamanlarda sorunun varlığından bahsediliyor ve bazı adımların atıldığı, bazılarının da atılacağından bahsediliyor. Ama yine de sorun çözülemiyor. Neden?Kürt realitesi demek şimdiye kadar varlığı kabul edilmeyen Kürtlerin var olduğunu benimsemek değildir. Kürtler var olacaklarsa nasıl var olacaklar? Yani kelebek olarak mı var olacaklar, balık olarak mı var olacaklar? Eğer vatandaş olarak var olacaklarsa, vatandaşlığın hukuki bir takım nitelikleri var. O niteliklere sahip olmak gerekecektir. Sorun, vatandaş olarak Kürtlerin eşit varlığını kabullenmekte zorluk çekmemizden kaynaklanıyor.

Resmi söylemde Kürtler ile Türkler eşit deniliyor...‘Türkiye’de Kürtler her şey olabilirler ama Kürt olamazlar’ diye bir tabir var. Türkiye Cumhuriyeti’ne Kürt olarak yurttaş olmak mümkün olduğu zaman bu sorun büyük ölçüde çözülecektir.

Bunu böyle kabul etmek çok mu zor?Bu zihniyet devrimi demektir ve zihniyet devrimi aşıldıktan sonra da hukuki değişimlerin olması demektir. Bu da kolay bir iş değildir, devrim demektir. Önce zihniyette bir değişimin olması lazım ve bu da çok zordur. Yerleşik bazı kalıplar var, işte onların parçalanması gerekiyor.

AKP’nin uygulamaya çalıştığı ‘açılım’ projesi, ne kadar çözer?Sorunu AKP çözmeyecek. Çözülmesi gereken bir sorun olduğunu AKP zamanında, çok daha yüksek sesle dile getirebildik. AKP bu doğrultuda bir adım atabildi. Tabii bu yeterli olmuyor. Önce zihniyet devrimi, sonra hukuki düzenleme ve ertesinde de hayatın tüm alanlarında bir değişim gerekiyor. AKP bunun çok derine inebileceğini gördü, kamuoyunun buna hazır olmadığını gördü ve bu değişimleri yapamayacağını anladı. Bu nedenle bu paket seçimlere kadar ertelendi. AKP içinde bu büyük dönüşümü kabul edebilecek kadroların ne kadar etkili olduğunu da bilmiyoruz.

Kürt tarafının, sorunun çözümü konusundaki çabalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Kürt tarafının şöyle bir sorunu var; nasıl Türk tarafı, devletin de, mülkün de sahibi kendisi zannediyor ve bu zihniyet ile kendisi dışında olanlara bakıyor ve verdiği her hakkın bir taviz olduğu sanısındaysa, Kürtler de “Biz çok çektik, neden çok şey bizden esirgendi, ben de silaha sarılırım ve hakkımı ararım” diyor. Silaha sarılmanın olağan bir hak arama yöntemi olmadığı açıktır. Bunun getirdiği bir takım sakıncalar var:
- Kendi halkından çok büyük fedakarlık bekliyor.
- Halkına getirileri olacaksa bunun çok uzun vadede ve çok küçük olacağını görüyor ama kabullenmekte zorlanıyor.
- Bu yöntemin dünyada kabul edilmediği giderek algılanıyor.

Bu nedenle silahlı isyan yöntemi dışında daha yaratıcı yöntemler geliştiremediği sürece, Kürtlerin de gideceği fazla bir yer yoktur.

PKK defalarca silah bırakmaya hazır olduğunu söyledi ve ateşkeşler yaptı... Bu terminoloji hatalı bir terminolojidir. Ateşkes bir savaş kavramıdır, bir siyaset kavramı değildir. Eğer aranan eşitlik, demokrasi ve haklar temelinde yeni bir düzen ise “insan canını başkasının iradesi ile almak” dediğimiz şiddet kullanımının bir yöntem olmaması lazım. “Başka imkan yoktu mecbur kaldık” gibi sözler söylenebilinir. Şiddet büyük bir haksızlığa uğramış, dışlanmış bir halkın karşılaşmış olduğu haksızlığa karşı bir başkaldırısıdır. Bir işlevi vardır. Bu işlev nedir; böyle bir haksızlığın olduğunu ve o insanların hak ve eşitlik beklediklerini duyuruncaya kadar işlevseldir ancak ondan sonra zararlıdır. Çünkü istenen hakları verecek sistem, bu hakları vermek için gerekli demokratik esnekliğe kavuşamıyor. Silahlı mücadele, karşısında militarizmi yaratıyor. Sistem militarize kaldığı sürece de demokratikleşmiyor...

Kürtler çok daha yaratıcı sivil ittiatsızlik yöntemleri geliştirmek durumundalar. Eğer Kürtler silahlı mücadele yönteminden vazgeçseler, ABD ve Avrupa tarafından daha çok desteklenirler. Türkiye’de demokratikleşmenin itici gücü Kürtler olacaktır. Türkler, Kürtler sayesinde demokratik bir düzene kavuşacaklar. Silahlı mücadele hem bunu geciktiriyor hem de zorlaştırıyor.

Çok sayıda silahlı militan var ve bunların çoğu savaşın içinde yer aldı, bunlar için nasıl bir çözüm olabilir?O ayrı bir konudur. Öcalan diyor ki, “bana söz versinler militanları sınır dışına çekeyim.” Bu işler bu kadar basit değildir. Demobilizasyon denilen bir şey var, silahlı güçlerin çözülmesi sonra da onların entegrasyonu var ve ondan sonra da adalet var. Çok sayıda insanı öldürmüş olanlar var ve onların adalet sistemi içinden nasıl geçecekleri sorunu var. Çeyrek asırdır çok acı yaşandı. Bunlar kolektif bellekte nasıl yer alacaklar. Ona yer açmak lazım.

Tam da bu aşamada BDP’nin rolü nedir?Ben BDP’li arkadaşlarla görüşüyorum. O kadar inanmışlar ki, “AKP ile müzakereler yapmaya çalıştık bizi hiç dinlemedi, bu yüzden onların anayasa paketini desteklemeyeceğiz” diyorlar. Bunu benimsemek çok kolay geliyor. AKP’nin anayasa paketi diye bakma, ilke olarak bak olaya...

No comments:

Post a Comment