Tuesday, 2 November 2010

Ragıp Duran; “Barış gazeteciliği tek başına barışı sağlayamaz”


Hasan Uşak

Medya üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan, Galatasaray üniversitesinde dersler veren ve barış gazeteciliği konusunda öncü isimlerden biri olan gazeteci- yazar Ragıp Duran, barış gazeteciliğinin bir ekol olarak Türkiye’de henüz gelişmediğini söyledi. Barış gazeteciliğini yaşanan sorunların nedenlerini sorgulamak ve çözüm yolu bulmak olduğunu söyleyen Duran’la, Britanya Barış Meclisinin düzenlediği bir panel katılmak üzere geldiği Londra’da Barış Gazeteciliği üzerine bir sohbet yaptık.


Read more

 
— Barış Gazeteciliği konusunda çalışmalarınız var nedir Barış Gazeteciliği?

Geleneksel klasik gazeteciliğin, Hemingway, Joan Read’in zamanında yaptığı savaş muhabirliği özünü kaybettiği için biraz klasik geleneksel gazeteciliğin barışçı yanını yeniden vurgulama ihtiyacından doğan ve ilginçtir esas olarak da Amerika’da canlanan, Norveç’de teorik ölçüleri belirli oranda geliştirilen, Kıbrıs’taki iki toplum arasında, İsrail Filistin anlaşmazlığında, Sırbistan sorununda Sırp, Hırvat ve Müslüman gazetecilerin bir araya gelerek yaptıkları eski geleneksel gazetecilikteki barış yanını daha fazla ön plana çıkararak ve çatışmaları izlerken sıradan basit bir gözlemci olmaktansa çatışmayı sona erdirmek amacıyla çatışmanın köken ve nedenleri üzerine yoğunlaşan bir gazetecilik türüdür.

Militan gazeteciliğin bir parçası, çünkü çatışan iki kesime eşit uzaklıkta duruyor. İkisi arasında haklı, haksız ayrımı yapmadan ikisini de haksız ama tarafgir bir şekilde savaş ile barış arasında kesin açık, baştan itibaren savaşın sona ermesi yolunda yapılan bir yayıncılık.

— Bu tür gazetecilik Türkiye’de ne kadar yapılabiliyor ve kimler bunu yapıyor?

 Hürriyet gazetesinin ombustmanı Faruk Bildirici’nin “artık barış gazetecili zamanıdır” demesi demin söylediğim ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Çünkü ilke olarak savaş olumsuz bir şeydir. Medyanın bu olumsuzluğa dur diyeceği yerde katkıda bulunması gazetecilik bilince ve vicdanı olan insanları iyice rahatsız ediyor.

Barış gazeteciliğinin bir ekol olarak bir yaklaşım olarak henüz Türkiye’de başka ülkelere oranla adı çok fazla duyulmamış. Boğaziçi üniversitesinde iki sene önce kadar bir Lübnanlı bir Yunanistanlı gazeteci ile birlikte çalışmalar yaptık. BİA bu konuda çok önemli yayınlar yaptı.

Diyarbakır’da Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetinin düzenlediği bir toplantı da belki de barış gazeteciliği derneği kurulması yolunda bazı tartışmalar yapıldı. Ancak 1984 yılında bu yana çatışmaların olduğu Türkiye’de bir iki küçük denemenin yapıldığı bir aşamadayız. Adı bile pek fazla bilinmiyor. Nefret suçlarını engellemek, “milliyetçiliğe dur de” kampanyasında önemli çalışmalar olan bir alan.

Bir bütün açısından bakıldığında Kürt anne dağdaki oğlu veya kızının ölmesini istemiyor, oğlunu askere gönderen Türk anne ve baba da oğlunun ölmesini istemiyor. Biz de gazeteci olarak savaş haberi değil barış haberi yapmak istiyoruz.

— Pratik olarak yaşanan çatışmalar var, peki onları nasıl yansıtmak lazım?

Barış gazeteciliği mevcut çatışmaları görmezden gelen değil, tam aksine mevcut çatışmayı kabul eden ama Türkiye’de yapılmadığı gibi çatışmayı ortadan kaldırmak için nedeninin saptanması gerekiyor. Günümüzde barış gazeteciliği yeteri kadar güçlü olmadığı için TSK ile PKK arasında devam eden mücadelede silah bırakılma konuşuluyor. Bütün dünyada silah bırakma en son aşamadır. Bu mesele nedir, neden bir birlerimizle kapışıyoruz gibi tartışmalar yapılmıyor gibi konuları barış gazeteciliği talep eder. Kimse güvence almadan ve gerçek anlamda bir barış olacağını bilmeden silah bırakmaz. Silah bırakma bütün deneyimlerde son aşama olarak görülür. Çatışmalar yeniden hortlamasın diye tartışmalar yapılır çünkü bu çatışma 1984’den beri değil aslında 1925 yılından bu yana devam ediyor. Çatışmaların nedenleri iyice irdelenir ve taraflar bir birilerini anlamaya başlarlarsa silahların bırakılması gündeme gelir çünkü sorunların masada çözülmesinin koşulları oluşmuştur.

— Barış Gazetecileri nasıl çalışmalı?

Barış gazeteciliği barışı güçlü, köklü bir şekilde yaratmak için kökenlerinden itibaren alıp nedenlerini araştıran yani sorun “3 kişi öldü, 5 kişi yaralandı” değildir. Tabi bunu haber olarak vereceksin ama o 3 kişinin niye öldüğünü, ölümlerin neye mal olduğunu, ölmeseydi ne olacaktı gibi konular daha önemlidir.

Barış gazeteciliği tek başına barışı sağlayamaz. Genel olarak bir barış süreci başladığında onu desteklemek, çatışmalar çok yoğunlaştığı zaman taraflar arasındaki husumeti azaltmak gibi bir takım misyonları var.

— Kürt basını ne kadar barış gazeteciliği yapabiliyor?

Olaya Türk- Kürt, İspanyol-Bask, İngiliz-İrlanda olarak bakılmıyor. Taraf olarak bakılıyor ve iki tarafta çatıştığı için, ikisi de sorunu şiddet yolu ile çözmeye çalıştığı için, olumsuz. Dolayısıyla burada mağdur-haklı, saldırgan- saldırıya uğrayan gibi kavramlar herhangi bir çatışmaya meşruiyet kazandıracağı için kullanılmıyor. Aksi durumda işin içinden çıkılmaz.

Buradaki temel amaç bir ihtilafın var olduğu ve bunun nedeni nedir ve nasıl çözülür yaklaşımını gündeme getirmektir. Kürt ve Türk basının aynı şekilde barış gazeteciliği yapması lazım. Burada birinin devlet birinin devlet olmayan bir halk, bir etnik grup, bir ayrı millet olması tayin edici bir durum değil. Tabi ki, bir takım farklılıklar var. En basiti şudur, karşılıklı nefreti körüklememek.

Kürt basınında şimdiye kadarki bazı olumsuz örneklerde direk olarak Türkleri suçlayan bir takım deyimler kullanıldı. Med TV’nin kapatılmasına neden olan bazı şiddet sahneleri gösterildi. Türkleri suçlamayacaksın, Kürtleri de suçlamayacaksın. Eleştireceksen, Türk devletinin politikasını suçlayacaksın, PKK’nin politikalarını eleştireceksin. Topyekûn iki milleti bir birine kırdırma söylemlerinden kaçınmak lazım. Oysaki anlaşmazlık topyekûn iki halk arasında değildir. Bir takım devlet mekanizmalar ile yurttaşlar arasındadır.  İtilafın özünü iyi çerçevelemek lazımdır.



No comments:

Post a Comment