Tuesday, 12 October 2010

“Çocuklar güvende değil”




Hasan Uşak

Britanya Barış Meclisi’nin düzenlediği ‘Kadın ve Barış’ konulu panele katılmak için Londra’ya gelen “Çocuklar İçin Adalet Takipçileri” organizasyonunun aktivisti Fatma Ünsal Bostan, çocukların cezalandırılmasının Türkiye’nin acizliğinin göstergesi olduğunu söyledi. Siyaset bilimci ve AKP kurucularından olan Ünsal, Başkent Kadın Platformu üyesi ve savaş karşıtı. Mazlum Der Başkanı ve eski Adıyaman Milletvekili Faruk Ünsal’ın da eşi olan Fatma Ünsal Bostan, sorularımızı yanıtladı. Avrupa’da yaşayan insanlarımız sizi çocuklarla ilgili olan aktivitelerinizle ilgili daha çok tanıyorlar. Çocuklara neden bu kadar yönelim oldu?Ben televizyonlardan izliyordum ancak bu çocukların akıbetini hiç düşünmemiştim. Sonra çağrıcılar metni geldi ve anladım ki gösterilere katılan çocuklar taş attıkları için çok ağır cezalarla yargılanıyorlar. Polise taş atan çocukların durumu polisle silahlı mukavemet olarak ele alıyordu ve çok ciddi cezalar isteniyordu. Yüzünü Galatasaray kaşkolü ile kapatmak bile terör yandaşlığı olarak ele alınıyordu. Bir çocuk, birden çok suçla itham edildi. Bunlar çok büyük adaletsizliklerdir.

Sizce Türkiye neden çocuklara bunu yapıyor?Büyük bir aptallıktır bu. Aslında acizliktir. Yapılan gösterileri engelleyemediler ve acaba bu yöntem ile yani güç kullanarak engelleyebilir miyiz diye bunları yaptılar. Güç kullanmak zayıf olanların başvurduğu bir yöntemdir. Terörle Mücadele Kanunu zaten vardı ama 2006 yılında ağırlaştırıldı. Ben bu kanunun nasıl değiştirildiğini bilmiyorum. Hatta bazı milletvekilleri Meclis’ten geçen kanunun içeriğini tam olarak bilmiyorlar. Benim eşim 2006 yılında milletvekiliydi ve Terörle Mücadele Yasası’nda yapılan değişiklikleri hiç hatırlamıyoruz. Çocuklar için adalet çağrıcıları kampanyasını düzenleyenler çok büyük bir hayır işlediler. Bir haksızlığı dile getirmeleri çok önemliydi.

Kanunda yapılan son değişiklikten sonra Adalet Çağrıcıları, Adalet Takipçileri oldu, adalet sağlandı mı? Taleplerimizin tümü gerçekleşmedi. Meclis’in gündemi açıklandığında Terörle Mücadele Yasası’nın gündemde olmadığını gördük. Çocuklar İçin Adalet Çağrıcıları eylem yapma kararı alınca yasa apar topar Meclis’ten geçti. Geçen yıl Eylül ayında yapılan bizim partinin istişare toplantısında bu konuyu gündeme getirmiştim ve olumlu karşılandı. Abdullah Gül bu kampanyayı yürüten birkaç kişi ile görüştü. Genelde bu konuya sıcak bakıldı. Nisan ayında bir yazı yazdım “Taşa değil atana bak” diye. İzmir’de yetişkin insanlar BDP konvoyuna taş attılar ve hiç yargılanmadılar. O zamanlar sorunları parti gündemine getirmiştim ve CHP engelliyor denildi, bazen yasanın değiştirilmesi tam gündeme geliyordu ki birden geri çekiliyordu. Tabi hükümet samimi bir görüntü vermiyordu. Anayasa’yı değiştirme gücünü gösteriyor ama Terörle Mücadele Yasası’ndaki değişiklikleri muhalefet engeli nedeniyle yapamıyor. Bunlar çok samimi yaklaşımlar değildi. Sonunda istediğimiz gibi olmasa da yasada değişikliklere gidildi ve bazı çocuklar serbest bırakıldı.

Hala içerde çok sayıda TMK mağduru çocuklar var...Bizler sayıyı tam olarak bilmiyoruz. Adalet Çağırıcıları olarak yaptığımız toplantılarda bunu tartıştık ve çocuklarla ilgili ne kadar dava varsa bilelim istedik. Çünkü İstanbul’da tutuklu olan çocuklar için dilekçe verilsin istenmişti ve dilekçe ile çocukların salıverilmesi sürünceme de bırakılıyordu. Hükümete kaç kişinin içerde olduğu soruldu ve cevap alınamadı.

Öldürülen bazı çocuklar var. Onlara yönelik bir adalet arayışı var mı?Biri kampanya başlatıyor ben iştirak ediyorum. Bir aktivitenin başlatıcısı maalesef olamadım. Bana göre bir masum insanın öldürülmesi bütün insanlığın öldürülmesidir. Bu, sen kendin veya en yakının öldürülmüş gibi harekete geç demektir. Tabii bu hassasiyette hep olamıyoruz ama bu hassasiyetin en azından aklımızın bir köşesinde olması lazımdır. Bu namaz kadar, oruç kadar farzdır.

Türkiye’de çocuklar güvende midir?Bölgede çocukların güvende olduğunu düşünmüyorum. TMK mağduru bazı çocuklar gösteriye bile katılmamışlardı. Sadece terli oldukları için gözaltına alınmışlardı. Ortam güvensizdir. Çocukların tutuklu olarak yargılanması kadar yanlış bir şey yok. Cezaevi psikolojisi çok ağırdır.

Barışın sağlanması için taraflar ne yapmalılar?Devletin artık muhatap kabul etmesi gerekiyor. Hükümetin KCK operasyonuna karşı çıkılması gerekiyor, seçim barajının kaldırılması gerekiyor, CHP’nin sunduğu fırsatın değerlendirilmesi gerekiyor. Şiddetin bir sebep değil de bir sonuç olduğunun anlaşılması lazım. Gözaltında kayıplar, tecavüzler, Kürtçenin önündeki yasaklar gibi sorunların çözüme kavuşturulması lazımdır. Kürt tarafı da Türk kamuoyunun endişelerini görmeli.

No comments:

Post a Comment