Sunday, 12 September 2010

‘Ahmedinejad Qasimlo cinayetinde yer aldı’



Hasan Uşak

Fransa’da yaşayan Venezuelalı kadın gazeteci Carol Prunhuber, 1992 yılında İspanyolca olarak yazdığı „Qasimlo’nun İdeali ve Ölümü“ (Kürdistan’ı Düşlerken - Kürt Rahman’ın Tutkusu ve Ölümü) başlıklı kitabının İngilizce baskısının tanıtımını Lordlar Kamarası’nda yaptı. Prunhuber, ünlü Kürt yönetmen Yılmaz Güney ve İKDP lideri Abdurahman Qasimlo’nun, üzerinde etkisinin büyük olduğunu belirtiyor. 1984 yılında İKDP (İran Kürdistan Demokrat Parti) lideri Abdurahman Qasimlo’nun isteği üzerine kitap yazma sözü verdiğini ve bu sözün gereği olarak yazılan kitabın 26 yıl sonra İngilizce baskısının yapıldığını belirten Carol Prunhuber ile Lordlar Kamarası’nda Qasimlo cinayeti ve Kürtler üzerine konuştuk.

Neden Kürtler ve Kürtlerin iki önemli ismi olan Yılmaz Güney ve Abdurahman Qasimlo?Bu hep karşılaştığım soru oluyor. Neden Venezuelalı birinin Kürt sorunu ile bu kadar ilgilendiği hep soruluyor. Sanırım bu benim kaderimdir. Yılmaz Güney ile tesadüfen 1982 Cannes Film Festivali’nde görüştüm ve benim hayatımda önemli değişimlere neden oldu. Dr. Abdurahman Qasimlo ile 1983 yılında Paris Kürt Enstitüsü’nde görüştüm. Ben bu görüşmeyi de kader olarak ele alıyorum ve o da hayatımda çok büyük değişimler yarattı. Yılmaz Güney ile görüştüğümde ilk kez Kürtlerin varlığından haberdar oldum. Çok büyük bir halkın varlığından haberdar oluyordum ve bundan çok etkilendim. Kürtlerin varlığından kimse bahsetmiyordu. Bir gazeteci olarak bunun çok adaletsiz bir durum olduğunu düşündüm. Kürtler güzel insanlardı ve tarih boyunca hep acı çekmişlerdi. Kürtlerin çoğu cana yakın ve sıcak insanlardı. Kendimi Kürtlere yakın hissettim. Kürdistan’a gittiğim zaman dağlarda peşmergelerle kaldım.

Peşmergelerle ne kadar kaldın?15 gün Bane’de Peşmergelerle kaldım. Dağları aşarak onlara ulaştım. Diğer bölgelerdeki peşmergelerle de kaldım. Rehberlik eden Kürtler, beni zor patikalardan ve vadilerden dolaştırarak peşmergelerin kaldıkları yerlere ulaştırdı.

Kadın Peşmergeler var mıydı?Evet, çok sayıda kadın peşmerge gördüm. Sayılarını hatırlamıyorum ama peşmergelerin bir kısmı kadındı.

Qasimlo’nun öldürülmesinin üzerinde 21 yıl geçti, Qasimlo’nun ölümüyle ilgili ne düşünüyorsun?Qasimlo suikastı Kürt halkı için bir trajedidir. Qasimlo, Batı ile Ortadoğu arasında bir köprüydü. O modern bir insandı ve hoşgörülüydü. Altı dil konuşuyordu. Avrupalı politikacılar onu desteklemediler, ama onu hep dinlediler. Eğer Qasimlo yaşasaydı çok önemli bir rol oynayacaktı. Daha demokratik olacaktı, daha geniş perspektiflerle insanların önünü açacaktı, farklılıklara karşı daha hoşgörülü olacaktı. Kürtlerin birliğinin sağlanması konusunda çok etkili çalışacaktı. Kürtlerde iç çatışmalar hep var oldu. Qasimlo farklılıkları da olsa herkesin bir arada olmasına çok özel önem verirdi. Bugün IKDP (İran Kürdistan Demokrat Parti) parçalanmış durumda. Diğer partiler bir birlerinden uzak duruyorlar. Qasimlo Kürtler arasında birliğin ne kadar önemli olduğunu çok iyi kavramıştı ve bunun ne kadar vazgeçilmez olduğunu biliyordu.

Qasimlo’nun diğer önemli özelliği de Batı ile iyi ilişkilerinin olmasıdır. Avrupa ile birçok ilişki geliştirdi. Amerika’dan bazı senatörler onu davet ettiler. Uluslararası basının ona karşı büyük saygısı vardı ve görüşlerine değer verirlerdi. Benim gibi birçok insan ondan derin etkilendiler. Onun çok büyük idealleri vardı.

Diğer Kürt liderlerle de görüştünüz mü?1985 yılında Talabani ile görüştüm. 1988 yılında Kendal Nezan ile bir seminer örgütledik. Talabani ile Qasimlo’yu da konuşmacı olarak davet ettik. Ve Talabani ile görüştüm, röportaj yaptım.

Talabani ile Qasimlo arasında ne tür farklar vardı?Talabani şimdi Irak Cumhurbaşkanı ve siyasal alanda çok gelişmeler kaydetti. Qasimlo çok daha farklı bir insandı. Kendisinde ve partisinde sürekli ve düzenli olarak gelişmeler yaratıyordu. Qasimlo için iyi bir politikacı demek yetersiz bir tanımlama olur. O mükemmel bir insandı. O zengin olmayı hedeflemedi, rahat bir yaşamın sahibi de olmak istemedi. O her şeyi Kürtler için yaptı çünkü o kendi halkına aşıktı. Onu dünyadaki başka bir liderle karşılaştıramayız.

Abdullah Öcalan hakkında ne düşüyorsun?Öcalan ve PKK hakkında çok fazla bilgim yok. Öcalan’ın yaşamını ve mücadelesini fazla bilmiyorum. Bu konuda değerlendirme yapmak için yeterli bilgiye sahip değilim. Türkiye’ye birkaç kez gittim. Qasimlo ile ilgili yazdığım kitap Türkçe olarak da yayınlandı. Türkiye’den Kürdistan’a doğru yolculuk yapıldığında aradaki fark çok rahatlıkla görülebiliyor. Diyarbakır çok büyük ve çok güzel bir şehirdir. Tarihi eserleri var ancak hiçbir yatırım yok ve turizme açmak için bir çaba yok. Bu gerçekliği görmek beni çok şaşırttı.

Kitabınızda şimdiki İran Cumhutbaşkanı Ahmedinejad’ın Qasimlo suikastının planlayıcıları arasında yer aldığı yazılıdır. Bu bir görüş müdür yoksa belgelere dayandırdığınız bir iddia mıdır?Geçen yıl Abulhassan Banisadr (Eski İran Cumhurbaşkanı) ile bu konuda bir röportaj yaptım. Benisadr’ın bana söylediğine göre, suikastı yapan timde yer alan birisinin itiraflarına göre 1988 yılında Rafsancani ile görüştüklerini ve Rafsancani’nin Qasimlo ile önce bir görüşme süreci geliştireceklerini ve sonrasında da onu öldürmeyi planladıklarını söyledi. İtirafçıya göre suikastı gerçekleştirmek için iki tim oluşturuldu. Birinci tim cinayeti bizzat gerçekleştirecek olan timdir, ikincisi de birinci timin cinayeti gerçekleştirmesi için gerekli silah, güvenlik ve planlama gibi gereksinimleri temin etmekle görevlendirildi ve şimdiki İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ikinci tim de yer aldı. Suikastta kullanılan silahların Ahmedinejad tarafından Viyana’ya ulaştırıldığı sanılıyor. Yaptığım araştırmalar sonucunda Ahmedinejad’ın kesinlikle suikastin planlamasında yer aldığı görüşüne ulaştım.

Qasimlo suikastının nasıl işlendi?1988 İran ile Irak arasındaki savaşından sonra Qasimlo İran ile görüşmelerin yapılması gerektiğini düşündü ve bu yönlü çalışmalara başlattı. Dönemin İran Parlamentosu Başkanı Haşimi Rafsancani konunun görüşülmesi için YNK Başkanı ve şimdiki Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüştü ve Viyana’da bir görüşmenin ayarlanmasını istedi. Kasım 1988 ve Ocak 1989 iki görüşme ayarlandı. Bu sırada Qasimlo’nun öldürülmesi planı da hazırlandı. Dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner Qasimlo’nun toplantıya gitmesini istemedi, çünkü İran rejimine güvenmiyordu. Qasimlo’ya yakın birçok kişi bu toplantıya gitmemesi için uyarılarda bulundu, ancak Qasimlo bunların hiçbirini dinlemedi ve görüşmeye gitti. Çünkü Kürt sorununun İran’da çözülmesini istiyordu. Humeyni de yeni ölmüştü ve yeni bir lider vardı karşısında. Qasimlo Temmuz ayının başlarında yapılan bir toplantıya gitti. 13 Temmuz 1989 günü yapılan ikinci toplantıda Qasimlo öldürüldü. Qasimlo ile birlikte görüşmeye gelen Abdullah Ghaderi Azar ve Fadhil Rassul da öldürüldüler. Suikastı 3 İranlı yaptı. Diplomatik kimliklerle dolaşan İranlıların nasıl bu silahları temin ettiği ve taşıdıkları uzun yıllar tartışıldı ama herhangi bir çözüm bulunamadı.

Yıllardır Kürtler üzerine çalışmalar yapıyorsunuz. Sizce de Kürtler ulusal bir birlik oluşturabilirler mi?Eğer Qasimlo yaşasaydı bu konuda önemli bir gelişme yaratacaktı. Anladığım kadarıyla Kürtler birlik olmayı öğrenmelidirler. Güney Kürdistan’da Barzani ve Talabani güçleri uzun yıllar çatıştı ve bu uzun çatışmalardan sonra birlikte olmanın gerekliliğini öğrendiler. Ortak bir hükümet kurdular ve tüm dünya ile ilişkileri var. Belki ulasal konferansın yapılması tartışmaları yapılıyor, ama sanırım birlik konusunda tarihsel ve kültürel engeller de var.

Elinizde yeni çalışmalar var mı?Şimdilik bir çalışma yok. Şu anda Qasimlo ile ilgili kitabın İngilizce baskısının yaygınlaştırılması için çalışıyorum. Çünkü İngilizce baskı çok önemlidir, herkes okuyabilir ve etki alanı daha geniştir.

Bir mesajınız var mı?Anladığım kadarıyla Kuzey Kürtleri Qasimlo hakkında yeterli bilgiye sahip değiller. Qasimlo modern bir insandı ve bilinmesinde fayda var. Onun görüşlerinin Kürtler için çok önemli olduğunu düşünüyorum ve onun neler yaptığının bilinmesi gerekiyor.

No comments:

Post a Comment